Hareketin etkili ismi Ahmet Akgül Odatv’ye konuştu… Hangi parti Erbakan’ın varisi

Odatv’nin sorularını yanıtlayan Akgül, Erbakan’ın tek ve gerçek siyasi varisisin Saadet Partisi olduğunu söyleyerek, “SP’nin Millet ittifakında olması gerekli ve gerçekçi bir yaklaşımdır. Millî Görüş düşüncesinde olanların Millet İttifakı’na sahip çıkmaları lazımdır. Çünkü öncelikle ve özellikle AKP’nin tahribatlarına engel olunmalıdır.” dedi.

“İKİ ZÜMRE ERBAKAN’A KARŞI ÇIKMIŞTI: DİNİSTİSMARCILARI VE DİN İNKÂRCILARI”

Milli Çözüm Dergisi yazarı Ahmet Akgül, Yeniden Refah Partisi ve Saadet Partisi’nin farklı ittifaklarda olmasını ve Milli Görüş çizgisinde olanların hangi ittifakı desteklemelerine dair açıklama ve değerlendirmelerde bulundu.

Ahmet Akgül, şunları söyledi:

“Rahmetli Erbakan Hoca, bütün İslam ve insanlık âlemine örnek olacak, Türkiye merkezli ve Bölgemiz endeksli yeni ve adil bir sistem amacıyla Millî Görüş hareketini başlatmışlar ve çok önemli hizmetlere vesile olmuşlardı. Ama özellikle iki zümre Erbakan’a şiddetle karşı çıkmışlardı.

Yozlaşmış, yobazlaşmış; ekonomik, sosyal ve siyasal hayattan uzaklaşıp gelenek ve görenek dini halini almış bir İslam anlayışına körü körüne bağlı din istismarcıları.

Dine, dinden kaynaklı her harekete; hatta İslam’ı hatırlatan her şeye ön yargılı ve düşman tavırlı yaklaşan din inkârcıları.

Ve tabi din istismarcılarının yobazlığı, din inkârcılarına haklılık ve taraftar kazandırmakta, din inkârcılarının dışlayıcı ve aşağılayıcı tavırları da din istismarcılarının kahraman olarak algılanmasına yol açmaktaydı.

“ERBAKAN’IN 5 PARTİSİ KAPATILDI AMA O ASLA TAVIR KOYMADI”

Erbakan Hoca, önce rahmetli Ecevit’le, sonra rahmetli Demirel ve Türkeş’le koalisyonlar kurarak, hem toplumun farklı ve aykırı kesimlerinin yakınlaşmasını ve birlikte hayırlı icraatlar yapılmasını sağlamış, hem de sürekli çatışma ve kapışma yerine barışma ve hayırda yardımlaşma kapısını açmıştı. Ancak ülkemizin, milletimizin ve bölgemizin yararına olan bu girişim ve gelişmeler, her yönden uyumamızı ve kendilerine uydu olmamızı isteyen malum merkezlerin keyfini kaçırmıştı. Bu nedenle Erbakan’ı toplumun gözünden düşürmeye ve Millî Görüşü kötü ve tehlikeli göstermeye yönelik karalama kampanyaları yoğunlaşmış, hatta basit bahanelerle Erbakan’ın beş partisi kapatılmıştı. Buna rağmen O, asla yurduna, ordusuna ve devlet kurumlarına tavır koymamış, Milli birlik ve dirliğimizi bozacak aşırılıklara fırsat tanımamıştır.

“BU ÜLKENİN SOLCU SOSYALİSTLERE İHTİYACI VARDI”

Oysa bu ülkenin, sosyal adaleti ve bireysel hak ve özgürlükleri savunan solcu sosyalistlere ihtiyacı vardır. Sadece yararsız ve yıkıcı aşırılıklarının ve din karşıtı saplantılarının törpülenmesi lazımdır. Bu ülkenin devletine, milletine ve ülke bütünlüğüne bağlı sağcı-liberalist kesimlere ihtiyacı vardır. Ama birtakım zorbalıkların, devlet imkân ve makamlarını mafya vari kullanmanın dizginlenmesi ve disipline edilmesi şarttır. Bu ülkenin elbette dindar ve dürüst insanlara ihtiyacı vardır; ama yobazlığı ve din istismarcılığını önleyici tedbirler mutlaka alınmalıdır. Zaten İslam, insanı ve toplumları olgunlaştırmak ve her yönden huzura kavuşturmak için kutlu ve İlahi bir araçtır; amaç insandır.

Farklı kültür ve kökenden bütün toplum kesimlerinin birlikte ve barış içerisinde yaşama şartlarının ilk ve en güzel örneği olan, meşhur Medine Sözleşmesi’ne Türkiye sahip çıkmalıdır. Bu suretle örnek bir laikliğin ve gerçek bir demokrasinin yeni ve yüksek bir medeniyetin mimarı olmak için Erbakan düşüncesine ihtiyaç vardır. Milli çözüm bunun için çırpınmaktadır. Bütün bunlardan sonra, Millî Görüş’ün niye parçalanıp dağıtılmaya çalışıldığı daha iyi anlaşılacaktır.

“ERBAKAN’IN TEK SİYASİ VARİSİ SAADET PARTİSİ’DİR”

Daha önce ANAP’ın, ardından partisizlik akımının, sonra FETÖ vâri çıkışları ve nihayet AKP’nin ve Yeniden Refah Partisi’nin ayrışmaları, Milli Görüşü etkisiz kılma çabalarının bir ürünü olarak okunmalıdır. Ama Rahmetli Erbakan Hocamızın ısrarla vurguladığı gibi, onun tek ve gerçek siyasi varisi Saadet Partisi olmaktadır. SP’nin Millet ittifakında olması gerekli ve gerçekçi bir yaklaşımdır. Erdoğan iktidarının yararlı ve hayırlı atılımlarını gerçek amacına ulaştıracak, ama çok daha tehlikeli ve tahripçi; ekonomik, sosyal, siyasi, ailevi, hukuki ve ahlaki tahribatlarını tamire çalışacak, geniş tabanlı bir Millet İttifakı bize göre tarihi bir fırsattır.”

Akgül, Mili Görüş çizgisi açısından hangi ittifaktan yana olmak gerektiğine ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“MİLLİ GÖRÜŞ, MİLLET İTTİFAKI’NA SAHİP ÇIKMALI”

“Bizim kanaatimiz; Millî Görüş düşüncesinde olanların Millet İttifakı’na sahip çıkmaları lazımdır. Çünkü öncelikle ve özellikle AKP’nin tahribatlarına engel olunmalıdır. Aslında Millet İttifakının programıyla, Cumhur İttifakının planları temelde aynı yanlışlık ve haksızlıkları barındırmaktadır. Ama Saadet Partisi’nin ve Millî Görüş düşüncesinin, Millet ittifakında bir maya rolü oynaması ve hayırlı yönelimlere vesile olması umulmaktadır. Keşke Yeniden Refah’la Saadet Partisi, nefsi ve dünyevi hırslarından arınıp ortak bir tavır ortaya koysalardı, çok daha etkin bir rol oynayacaklardı. Ama şimdi Yeniden Refah’ın Cumhur İttifakına kayması, bize sürpriz olmadı. Artık tercih halkımızın, takdir ise Cenab-ı Hakk’ındır. Sonuç olarak siyaset; hak ve adaletle toplumu yönetme ve en etkili ve yetkili şekilde insanlara hizmet etme mesleğidir.

“ERBAKAN YAPICI İTTİFAKLARDAN YANAYDI”

Erbakan’ın, ittifaklara karşı tutumunu da değerlendiren Ahmet Akgül, “İslam; her dinden, her dilden ve her kavimden ama herkesin birlikte huzur içerisinde yaşayacağı, can, mal ve namus emniyeti, din ve düşünce hürriyeti gibi temel insan haklarının korunacağı barış ve adalet düzeni demektir. Erbakan hep yapıcıydı ve hayırlı ittifaklardan yanaydı” diye konuştu.

“Günümüzde yaşanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden kaynaklı seçim ittifakı tartışmalarının benzeri, geçmişte 80’li yılların sonu 90’lı yılların başında da yaşanmıştı diyen Akgül, “O süreçte Refah Partisi’nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan, iktidarda olan ANAP Genel Başkanı Turgut Özal’a karşı; DSP, SHP, DYP ve diğer muhalefet partilerine bir ittifak projesi sunmuşlardı. Erbakan, 1991 Genel Seçimleri öncesince yaptığı konuşma sırasında bir gazetecinin sorusuna verdiği yanıtta, muhalefet partilerine bir araya gelme çağrısı yapmıştı” dedi.

“KILIÇDAROĞLU’NUN DESTEKLENMESİ LAZIM”

“Yaşadığımız ortam; hesaplaşma değil, helalleşme zamanıdır” diyen Akgül, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu konuda Sayın Kılıçdaroğlu tarihi bir adım atmıştır ve desteklenmesi lazımdır. Bazı sorumsuz kesimlerin ve şuursuz kimselerin Sayın Kılıçdaroğlu’nun mezhebi mensubiyetini bir aksilik ve eksiklik gibi gösterme çabasına rağmen, biz onun adaylığının ülkemizde Alevi-Sünni kardeşliğinin sağlamlaşmasına ve dengelerin sağlanmasına katkı sunacak yararlı bir adım olduğuna inanmaktayız.

Bakınız, Sayın Erdoğan daha önce defalarca “zalim” dediği Sisi ile tokalaşıyor. “Katil” dediği Suud Kralı’yla kucaklaşıyor. “Terörist” dediği İsrail’in terör başı Herzog’u Saray’da ağırlıyor. “FETÖ’cü” dediği BAE Emiri’nin ayağına koşuyor. Ama ülke muhalefetine ve Sayın Kılıçdaroğlu’na yapmadığı hakaret kalmıyor.

Bunlar toplumun yarısına, ‘İllet İttifakı’, ‘Zillet İttifakı’, ‘Rezalet İttifakı’ diye hakaret ediyor. Şu büyük deprem felaketi üzerine bile Kılıçdaroğlu’nu muhatap almıyor ve sebepsiz yere suçlamaktan geri durmuyor. Öyleyse önümüzdeki seçimlerde bütün bunları dikkate alarak tercih yapmamız gerekiyor.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*